Bu çekimi Londra’nın en prestijli bölgelerinden biri olan St. James’s Meydanı’nda gerçekleştirdik. St. James’s Meydanı; tiyatro, sinema, köklü kitap mağazaları ve sanat galerilerinin yoğunlukta olduğu ve alışveriş yapmak için birçok seçeneğin olduğu Regent Caddesi, Piccadilly Meydanı ve Soho’ya komşu bir bölge. Meydanın çevresi birbirinden güzel evler ile çevrili ve meydanın göbeğinde yürüyüş yapılabilecek, rahat nefes alınabilecek bir park da var.

St. James’s civarında çalışan birçok kişi olduğu için gün boyunca iyi giyimli insanlara rastlamak çok da şaşırtıcı değil. Çünkü bölge dünyaca meşhur gömlek ve ayakkabı yapımcılarına ev sahipliği yapan Jermyn Sokağına çok yakın ve en ünlü terzilerin bulunduğu Mayfair’e komşu.

Genelikle özel dikim kıyafetler tercih ettiğim gibi hazır giyim kıyafetler de alıyorum. Tabii benim için birinci koşul bu hazır giyim ürünlerinin kalıplarının iyi kesilmiş ve dikilmiş olması. Sipariş ettiğim takım elbise, ceket veya pantolonların büyük çoğunluğu İstanbul, Türkiye’de yapıldı. Türk terzileri kağıttan kalıbı – şablonu biz müşterilerin ölçülerine göre çıkartıyorlar, yani kendi beden ölçülerimize dair kalıplarımız bize özel çıkartılıyor, ama kıyafetlerin büyük çoğunluğu hatta bazı yerlerde hemen hemen her kısımı makine ile dikiliyor. Çünkü el dikimi farklı bir ustalık/hüner gerektiriyor, bu da seneler içinde sürekli tekrarlanıp yapılarak kazanılan bir yetenek. Bu takım elbise benim ilk ‘bespoke’ – tamamen el ile dikilerek yapılmış takım elbisem. Dürüst olmak gerekirse benim için her şeyi ile güzel bir deneyim oldu.

Elbise Londra kökenli Thom Sweeney tarafından yapıldı. Thom Sweeney iki genç girişimci, Thom Whiddett ve Luke Sweeney, tarafından kurulmuş genç bir marka. Londra Mayfair’de iki farklı mağazaları var. Bir tanesi tamamen ‘bespoke’ için tasarlanmış ayrı bir mağaza, diğeri ise hazır giyim ve ‘made-to-‘measure’ hizmeti verilen mağaza. ‘Made-to-measure’ siparişleri ‘bespoke’ hizmeti veren mağazalarında yapıyorlar, zaten atölyeleri de bu mağazının içinde bulunuyor. Thom Sweeney sektörde yeni bir oyuncu olmasına ve Londra gibi erkek klasik giyim sektörünün kalbi sayılabilecek bir şehirde kurulmuş olmasına rağmen yaptıkları işler ile kısa sürede başarıyı yakalamış ve itibar kazanmış bir marka.

Thom Sweeney’in tarzı bilindik Londra terzilerine nazaran biraz daha farklı. Genel olarak bakınca daha modern/çağdaş bir çizgiye sahipler ama aynı zamanda geleneksel terzilik geçmişinede sadıklar. Benim fikrime göre Britanya terziliğine yeni bir yaklaşım/soluk getiren bir marka.

Fotoğraflardan da görüldüğü üzere ceket boyunu diğer terzilere göre biraz daha kısa kesiyorlar. Omuz kısımları normal standartlara göre daha yumuşak, kol kısımları biraz daha dar ve kol boyları genel olarak yapılandan daha kısa. Ceket bel kısmına tam olarak oturuyor ve yelekde normal yelek ölçülerine göre daha dar kesim, ama buna rağmen rahat.

Elbisenin yapılış süreci 12 haftayı aldı ve toplamda 3 kez prova yapıldı. İlk prova en uzun olanıydı, son iki prova da ise daha küçük detaylar ayarlandı.

Ceket ve pantolon flanel kumaştan ‘Prince of Wales’ desen, yelek de aynı şekilde kahverengi flanel kumaştan yapıldı. Ceket; kruvaze ve aplike/torba cepli, pantolon normalden biraz daha yüksek bel yapıldı. Pantolonun her iki tarafına da tokalı ‘bel ve yan ayarları’ eklendi ve tabii bu kadar ayrıntıdan sonra bu görünüm için pili kaçınılmazdı. Renklerden ve tonlardan ötürü astar için en iyi seçenek kahverengi idi.

Pantolonlarda her iki tarafa dikilen tokalı bel ve yan ayarları tercih etmemin sebebi; bel kısmına tam oturan pantolon ile kemer kullanmanın gereksiz olduğunu düşünmem. Kaldı ki ‘bel ve yan ayarları’ çok daha klasik, şık ve temiz görünüm sağlıyor. Tabii bu benim kişisel fikrim. Ayrıca pantolonun ön ve arka kısımlarının içi tarafına dikilen ekstra düğmeler ile askı kemer de kullanılabilir.

Bazen takım elbise ile gömlek yerine boğazlı kazak giyerek görüntüyü rahatlatmayı tercih ediyorum. Böylelikle resmiyetten uzaklaşıp biraz daha spor bir görünüme sahip olunabiliyor.

Klasik püsküllü mokasen ayakkabılar Crockett & Jones ‘Cavendish’ modeli. Giyimi kolay bir model, hem takım elbise ile, hem de tek ceket ve ayrı bir pantolon ile eşleştirilebilir. Bu tarz ayakkabıların en sevdiğim yanları klasik ve zamansız olması. Her sezon aynısı ya da bir benzer modeli kolaylıkla bulunabilir.